Anasayfa | Biz Kimiz? | S.S.S | Tetkik Hazırlıkları | Anlaşmalı Kurumlar | Neredeyiz?

 

MERAK ETTİKLERİNİZ

 

  • Meme kanseri nedir? Belirtileri nelerdir?

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
Meme kanseri , bayanlarda ölüme ençok neden olan kanserlerden biridir. Tüm ömür boyu bir kadının meme kanserine yakalanma riski yaklaşık 1/10 dur. Kanser , meme içinde zaman içinde büyür. Erken safhada herhangi bir belirti vermezken daha sonra memede ele gelen sertlik, meme ucunda veya ciltte çekinti, meme ucundan kanama gibi belirtiler verebilir. Sonrada ayni taraftaki koltuk altı lenf bezlerine ilerler ve bu bezlerin büyümesine sebep olur. Daha ileri evresinde beyin , karaciger , akciger gibi hayati organlara atlar ve ölüme neden olur.

Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır: Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle, Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği, Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması, Memenin şeklinde değişiklik, Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik, Meme başında ortaya çıkan akıntı kanserin habercisi olabilir.(Sorulara geri dön)

  • Meme kanserinin görülme sıklığı nedir?

Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD' de, sekiz kadından birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir. Meme kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;

1950-1970 yılları arasında ABD' de, 1 milyon kadın meme kanseri nedeni ile hayatını kaybetti. Bu sayı ABD'nin 2. Dünya savaşı, Kore ve Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında Avrupa'da 1 milyon kadın, meme kanseri nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor.

USA'daki istatiklere göre ; senede ortalama 184.000 bayanda meme kanseri görülmekte ve bunlardan 44.000'i vefat etmektedir.Ülkemizdeki istatistikler yetersizdir! ( bizde sağlıklı istatistikler olmadığından , her sene kabaca 40.000 meme kanseri olgusu olduğu tahmin edilmektedir?)

Ancak ülkemizde ekonomik ve kültürel sebebler sonucunda %80'i geç safhada doktora basvurur iken Amerikada bu oran %30'dur . Buda bizdeki meme kanseri ölüm riskini yükseltmektedir.

Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir. Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve dostlarımız arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul etmeliyiz.

(Sorulara geri dön)

  • Meme kanseri dünyada artıyormu?

Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD' de yirmi kadından birisinde meme kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı artış göstermekle birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır. (Sorulara geri dön)

  • Meme kanserinin ölüm oranı yükseliyormu?

Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum bilinci oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı olanakları yaygın olarak kullanıldığı için, meme kanserine bağlı ölüm oranı düşük kalmaktadır.

Türkiye' de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince gelişmemiştir. Erken tanı olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu, Türk kadını meme kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum olduğu için, tanı çok geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı sırasında çok geç kalındığı için, uygulanacak tedavi seçenekleri fazla olmamaktadır.(Sorulara geri dön)

  • Meme kanserinin sebebi biliniyormu? Bilinen sebepler nelerdir?

Bilimsel incelemelerde ; hormonal etkiler çevre kirliligi ; virüsler, genetik ( BRCA geni ) gibi birden fazla neden bulunmakla birlikte meme kanserinin belli bir nedeni yoktur .

(Sorulara geri dön)

  • Meme kanserini artıran risk faktörleri nelerdir? Bu gibi durumlarda ne yapılmalıdır?

Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;
Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70'i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir. Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır. Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır. İlk adetin başlangıç yaşı; Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi, fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır. Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır. Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır. Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür. (Sorulara geri dön)

  • Meme kanseri riski azaltılabilirmi?

Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir. Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Özetle; şişmanlığın azaltılması, alkol alınıyorsa bırakılması. Hafif egzersiz yapılması(haftada 4 saat tempolu yürüyüş), Sebze ve meyvenin bol tüketilmesi, gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir. (Sorulara geri dön)

  • Meme kenseri önlenebilirmi?

Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem yoktur. Günümüzde bilinen ömür ve kadınların beklentisini artırdığı ispatlanmış tek yöntem erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.

Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının uygulaması ve tarama proğramına uyarak mamografilerin düzenli yaptırılmasıdır. (Sorulara geri dön)

  • Meme kanseri taraması nasıl yapılır?

Mammografi, memenin rontgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.

Tarama mammografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü ve dünya sağlık örgütü, 40 yaş üzerindeki her kadının, ike yılda bir defa , 50 yaşından sonra her yıl mamografi çektirmesini önermektedir. Türkiye'de gelişmiş teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mammografi filmini değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye'de tüm bu özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır. (Sorulara geri dön)

  • Meme kanseri tam tedavi edilebilirmi?

Meme kanseri ne kadar erken evrede tanı konursa tedavi imkanı o kadar yükselir. Gecikince tedavi ihtimali ne yazık ki yoktur. Sadece hayat süresi biraz uzayabilir. Kabul gören tedavi, kanserli dokunun cerrahi yoldan çıkarılmasıdır. Kanserin evresine göre cerrahi tedaviye radyoterapi ( şua ) ve kemoterapi (ilaç) eklenebilir. Erken teşhis ile tedavin gücü yükselirken gecikince ölüm riski artmaktadır.

(Sorulara geri dön)

  • Memede bir kitle hissedildiğinde ne yapılmalıdır?

Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.

(Sorulara geri dön)

  • Meme kanserini tedavi edilebilir erken dönemde tespit etmenin yolu nedir?

Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık göstermektedir.

Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır.

Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak iki yıl ara ile mammografiyi çektirmeleri gereklidir.

Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa mammografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir. (Sorulara geri dön)

  • Mammografi nasıl bir tetkik? İlaç veriliyormu? Acılı bir yöntemmi?

Mammografi, düşük dozda çekilen özel bir meme röntgen filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir mamografi çektirmelidir. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.

Mammografi çekimi sırasında ilaç kullanılmaz , iğne yapılmaz. Kişinin durumuna göre ; özellikle fibrokistik memelerde ve adete yakın dönemde hassasiyet olabilir. Bu bayanlara en az düzeyde kompresyon uygulanarak agrı azaltılır.

(Sorulara geri dön)

  • Mammografi çekimi için bir hazırlık gereklimidir?

Mammografi çekimi için hiçbir ön hazırlığa gerek yoktur. Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mammografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça, mammografi çekiminin, adetin bitimini takip eden haftada yapılması önerilmektedir.

Mammografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.

(Sorulara geri dön)

  • Meme kanserini erken tespit etmek için ne sıklıkla mammografi çektirmeli?

Mammografi çektirme sıklığı konusunda WHO'nun (dünya sağlık örgütü) öngördüğü tarama programı aşağıdaki gibidir.

35-40 yaş arasında bir adet baselıne mammografi (daha sonraki tetkiklerde karşılaştırmak için baz oluşturur)

40-50 yaş arasında 1-2 yılda, bir kez mamografi ,

50-69 yaş arasında yılda bir kez mammografi çektirilmelidir.

69- yaş sonrasında kişinin hormon kullanıp kullanmamasına ve bu yaş öncesindeki mammografilere göre süre belirlenir.

(Sorulara geri dön)

  • Mamografi çektirmenin riski varmı? Röntgen çekimi sırasında alınan X –ışını tehlikeli miktarlardamıdır?

Mammografi ; X ray kullanarak, memenin röntgenini çeken özel bir alettir. ML oblik ve CC pozizyonlarda toplam dört adet film çekilir. Bu sayede memenin her yeri tamamen görülür. Buda en fazla 0.1 - 0.2 rad doz verir. X ray genç bayanlardaki meme süt bezlerine ve gebelikte çocuk için zarar verebilir. Ancak mammografi çekiminde kullanilan X ray düsük dozda oldugundan zarar vermez. Rutin kontroller için meme gelisiminin bittigi 35'den sonra mammografi çekilir iken daha gençler için ancak süpheli bir durum varsa mammografi çekilir. Dozu stardartlara uygun mamografinin verecegi zarar ihmal edilecek kadar düşüktür. Mamografide alınan radyasyonun dozunun ömür kısaltıcı etkisi;

1/2 SİGARA İÇİMİ

35 DAKİKA UÇAK YOLCULUĞU

45 DAKİKA ARABA YOLCULUĞU ile eşdeğerdir.

Ne yazikki kulaktan dolma bilgiler sayesinde mammografiden korkulmaktadır. Özellikle mammografinin zararli oldugu hatta meme kanseri yaptigi gibi kulaktan dolma bilgiler kas yapayim derken göz çikarmaya benzemektedir. Bugüne kadar mammografiden memesi herhangi bir zarar gören, kansere yakalanan vaka litaratürde yoktur. ABD'de yapilan bir incelemede ;1000 mammografi teknisyeni, 10 sene gözlenmis ve hiçbirinde meme kanseri görülmemistir.(Sorulara geri dön)

  • Ultrasonografinin memede kullanımı varmı? ne zaman ve niçin ultrasonografi yapılır?

Mamografi ve ultrasonografi birbirini tamamlayan yöntemlerdir. Bazı özel durumlar dışında genellikle birlikte yapılırlar. Genç yaşlarda özellikle 35 yaş öncesi meme dokusu yoğun olduğundan meme ultrasonografisi ilk tercih edilecek yöntemdir. Ayrıca mamografide görülen bir lezyonun solid-kistik (yumuşak dokumu, içi sıvı dolu kesecikmi) ayrımı ultrasonografi ile yapılabilmektedir. (Sorulara geri dön)

  • Kişinin kendi kendini muayenesi önemlimidir? Nasıl yapılır?

Yurdumuzda meme kanserleri kadınlarda görülen tüm kanserlerin % 21 ini oluşturmaktadır.20 yaşına kadar çok seyrek, 40-70 yaş arasında en sık görülen meme kanserinin tedavisinde erken teşhis çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle 20 yaşını aşmış her kadın her ay, adet kanamasının bitiminden hemen sonra, memelerini muayene için 10 dakikasını ayırmalıdır.

Muayene için aydınlık bir ortamda aynanın karşısında dik durarak kollar vücudun iki yanına sarkıtılır. Bu pozisyonda memelerin bir ay önceki durumuna göre büyüklük ve biçim açısından aynı olup olmadığı, deri yüzeyinde ve meme başında değişiklik görülüp görülmediği incelenir. Ayrıca bir yerinde kızarıklık, ele gelen bir kitle, özellikle meme başında içe çökme yada çekilme olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha sonra kollar yukarı kaldırılıp memenin biçimi, büyüklüğü ve yüzeyi kontrol edilir.

Yatarak yapılan elle muayenede memeyi düzleştirip göğüs kaslarını germek için kol başın üzerine kaldırıldıktan sonra koltuk altı sınırından meme başına ve göğüs kemiğinden meme başına doğru enine bir paralel çizgi izlenir. Meme dokusunda saptanan her değişiklik tümör değildir. Normal olarak meme dokusu küçük yumrulardan oluşur. Bu yumrular adet kanamasından önce belirginleşir yada düzensizleşir. Herhangi bir kuşku durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır.

Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi gerekir. Her ay kendisini düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.

(Sorulara geri dön)

  • Meme kanseri nasıl tedavi edilir?


Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.

Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah, tıbbi onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış hekimler bulunur. (Sorulara geri dön)

  • Meme kanserinde yapılan ameliyatlar nelerdir?

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan memenin yerine, plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması gibi ameliyatları vardır .

(Sorulara geri dön)

  • Kemoterapi(ilaç tedavisi) nedir ?

Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra ara verilir.

Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. (Sorulara geri dön)

  • Kanserde hormon tedavisi nedir ?

Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir. Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.(Sorulara geri dön)

  • Işın tedavisi(Kemoterapi) nedir?

Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır.(Sorulara geri dön)

  • Erkekte de meme kanseri olurmu?

Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.

(Sorulara geri dön)

  • Meme başından akıntı olması önemlimidir?

Meme akıntıları akıntının cinsine göre önem kazanmaktadır. Meme başından zaman zaman gelen sarı -yeşil sıvı genellikle fibrokistik değişikliklerle beraberdir ve çok önemli değildir. Meme başından kanlı koyurenkli akıntı gelmesi meme kanallarının kanseri açısından önemli bir bulgudur. Meme başından akıntı varsa mutlaka doktor kontrolü, bu akıntının içindeki hücrelerin mikroskopik tetkiki ve gereklilik halinde galaktografi yapılmalıdır. (Sorulara geri dön)

  • Meme agrısı tehlikelimidir?

Meme ağrısı(mastodinia) tek başına meme kanseri açısından anlamlı değildir. Fibrokistik değişiklikler gösteren memelerde siklusla birlikte artan azalan meme ağrıları olmaktadır. Ancak meme ağrısı enfeksiyonunda işareti olabilir. İnfeksiyonda olan meme ağrısında ağrı bölgesinde sıcaklık artışı ve kızarıklıkta görülür. Meme kanserinin ağrı yapması nadirdir. Bazı ilerlemiş meme kanserlerinde ağrı görülebilir.(Sorulara geri dön)

  • Fibrokistik hastalık nedir?

Aslında fibrokistik değişiklikler demek daha doğru bir yaklaşım olur. Çünkü bu bir hastalık durumu değildir. Kişinin memesinin yapısal bir durumudur. Fibrozis artımı, fibroadenomlar ve kistik gelişimlerin, değişik şekillerde ve oranlarda bulunduğu olgular oldukça sıktır. Bayanların 1/3 ünde fibrokistik değişiklikler mevcuttur. Yukarıdada dediğimiz gibi bu kişinin saç rengi göz rengi gibi yapısal bir durumdur hastalık değildir. Ancak vücuttaki yapısal bir takım özellikler bir takım handikaplarıda beraberinde getirirler. Örnegin sarışın ve açık renk cilt bir hastalık değildir ama bu kişilerin güneşe dayanıklılığı düşüktür. Bunun gibi fibrokistik değişikliklerinde beraberinde getirdiği bir takım zorluklar vardır. Meme ağrısı , kist gelişimleri ve benzeri sıkıntılar fibrokistik meme yapısına eşlik eder. Ancak fibrokistik memelerde kanser gelişmesi riski diğer memelerden farklı değildir. (Sorulara geri dön)

  • Silikon meme kanseri riskini artırırmı?

Yapılan arastırmalar yeterli olmamakla birlikte , günümüzde elde edilmiş istatistiki bilgiler silikonun meme kanseri riskin minimal artırdığı yönündedir.

(Sorulara geri dön)

  • Silikonu olanlar meme kanseri yönünden erken teşhis için yapmalıdırlar ? Mamografi çekimi slikon için zararlımı?

Meme protezi olan olgularda da tarama yöntemi normal hanımlardaki gibi mamografi ve ultrasonografidir. Tecrübeli kişilerin yapacağı mamografi tetkiki silikona hiçbir zarar vermez. Çekim öncesinde meme protezi olduğu mutlaka söylenmelidir. (Sorulara geri dön)

  • Meme biyopsisi kaçtürlü olur ? niçin yapılır?

- İnce igne aspirasyon biyopsisi(Bx)

- Core, tru cut Bx

- Eksizyonel Bx

- Tel ile iţaretleyerek eksizyon meme biyopsisi türleridir.

Operasyon yapıp yapmamaya, Yapılacak operasyonun cinsine ve genişliğine karar vermek için biyopsi yapılır.

Histopatolojik tanı gerektiren bir durumda radyoloğun görevi ; Hasta için en az zararlı patoloğ için en fazla bilgi veren biyopsi yolunu ve/veya işaretleme tekniğini seçip uygulamaktır.

(Sorulara geri dön)

  • Sterotaksik biyopsi nedir ?

Sterotaksi ; iki ayrı planda çekilen grafide bilgisayar yardımı ile lezyonun üçüncü boyutta lokalizasyonunu yapan bir sitemdir.

Sterotaksi rehberliğinde sonografide gözükmeyen sadece mamografide gözüken lezyonların veya çok küçük lezyonların lokalize edilerek biyosisi ve işaretlenmesi mümkün olmaktadır.

(Sorulara geri dön)

 

  • Meme kanseri tedavisini kim yapar?


Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Mamografiyi çeken ve değerlendiren radyoloğ, hastanın ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, patolog ve plastik cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde kolun şişmesi şeklinde seyreden lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan psikoloğun da bulunması gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.(Sorulara geri dön)

  • Meme protezi nedir?

Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden görümlerini korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine yayılabilir. (Sorulara geri dön)

 

  •  Hormon tedavisi meme kanserini artırırmı?

Bazı çalışmalarda östrojen kullanımı ve meme kanseri arasındaki ilişki gösterilmiştir. Son 20 yıldır yaklaşık 30 kadar çalışmada bu ilişki irdelenmiş ve yanıt aranmıştır. Sonuçta östrojenin uzun süreli kullanımının meme kanseri ile ilintili olduğu belirlenmiştir.

Çalışmada;5-10 yıl östrojen kullanımının meme kanseri riskini %20-50 oranında arttırdığı anlatılmıştır. Bu;kadınların %20-50'si meme kanserine yakalanıyor anlamına gelmez; ancak riskin yükseldiğini ifade etmektedir. Örneğin 50 yaşındaki bir kadının bir yıl içinde meme kanserine yakalanma oranı 1/300 iken, %20'lik bir artışla bu oran 1,2/300'ye çıkmaktadır.Yani 10 yıllık bir dönemde östrojen kullanmayan 300 kadının 10'u meme kanserine yakalanırken; östrojen kullanan 300 kadının 12'si meme kanserine yakalanmaktadır. Başka bir ifadeyle;10 yıllık bir dönemde kadının %97 oranında meme kanserine yakalanmama şansı var iken,östrojen kullanırsa bu şans %96'ya düşmektedir.

Görülmektedir ki; östrojen kullanımı meme kanseri riskini, diğer riskler gözönüne alındığızaman mühimsenmeyecek bir oranda arttırmıştır. Meme kanseri riskini yükselten diğer bir faktör de kilo artışıdır.

Östrojenin meme kanseri riskini yükselttiğini düşündüren sebep biyolojik deneylerdir. 1950'li yıllarda laboratuar koşullarında farelere östrojen verilerek meme tümörleri oluşturulmuştur. Bu çalışmada östrojenin meme dokusuna etki ederek büyümesi sağlanmıştır.

Yüksek östrojen seviyesine sahip kadınlarda meme kanserine yakalanma oranı daha fazladır. Örneğin,Amerikalı beyaz kadınların meme kanserine yakalanma şansı Japonya'daki kadınlardan daha fazladır.

Östrojenin; premenopozal kadınlardaki kaynağı yumurtalıklardır. Postmenopozal kadınlarda ise östrojen yağ dokusutarafından yapılır. Yağ dokusu böbrek üstü bezinden hormon alarak bunları östrojene çevirir. Araştırmacılar;meme dokusunun da bizzat östrojen ürettiğini ispat etmişlerdir.

Östrojen ve meme kanseri arasındaki en büyük ilişki 35 yaşından önce her iki yumurtalığı cerrahi olarak alınan kadınlarda ortaya konmuştur. Bu kadınlar 20-40 yıl izlenerek; tek bir yumurtalığı alınan kontrol grubu kadınlarla karşılaştırılmıştır. Kontrol grubunda meme kanseri gelişme riski; her iki yumurtalığı da olmayan kadınlarda %75 oranında yüksek bulunmuştur. Yani her iki yumurtalığı alınan kadınlarda meme kanseri riski düşmektedir. (Sorulara geri dön)

  • Östrojenler meme kanserine nasıl yol açarlar?


Bir teoriye göre östrojenler meme dokusunu hızlı büyümeye sevk ederler. Bu hızlı gelişme sırasında kanser oluşur.Başka bir teoriye göre; östrojenler meme dokusunun genetik materyali olan DNA'ya zarar verirler ki, bu da başlıca kanser sebebidir. Günümüzde bu iki etkinin de geçerli olduğu varsayılmaktadır; ancak henüz ispatlanmış bir veri elde bulunmamaktadır.(Sorulara geri dön)

  • Östrojen kullanan ve kullanmayan kadınlar arasında meme kanseri farklılığı var mıdır?


Çalışmalarda belirlenmiştir ki; östrojen kullanan meme kanserli hastalar daha uzun süre yaşamaktadırlar. Bunun sebebi,östrojen tedavisinden dolayı sürekli meme kanseri açısından takipte olmaları ve erken tanıda yatmaktadır. Başka bir açıklama ise; meme kanseri tanısı konduğunda hormon tedavisi sonlandırıldığından tümörün küçüldüğü görülmektedir.

(Sorulara geri dön)

  • Progesteron da meme kanserine neden olabilir mi?
viagra pfizer viagra pour homme acheter cialis kamagra prix viagra pas cher cialis 20mg levitra 20 levitra sans ordonnance viagra sans ordonnance prix cialis cialis generique kamagra gel viagra prix


Deneysel olarak menstrüal siklüsün değişik fazlarında meme dokusu incelenmiş ve progesteronun da meme dokusunu uyardığı görülmüştür. Bu; progesteronun rahim üzerindeki etkisinin tersidir. Bilindiği üzere progesteron östrojenin rahim üzerindeki etkisini bloke ederek, rahim kanserini önler. Ancak henüz progesteronun meme kanserine yol açtığını gösteren herhangi bir çalışma yoktur.

Hormon tedavisi, mammografik incelemede de bazı değişikliklere yol açar. Östrojen kadınların yarısından fazlasında meme yoğunluğunu arttırmaktadır. Mammogramlarda yeni ve geniş sahalar yaratarak meme kanseri ile karıştırılabilir. Bu nedenle selim ve habis lezyonları ayırt etmek için biyopsiye ihtiyaç duyulabilir. Daha önceden meme kanseri tanısı konmuş hastalarda hormon kullanımı başka bir kanseri belirlemeyi zorlaştırmaktadır. Böyle bir lezyondan şüphelenildiğinde, tedavi kesilerek hormon bağımlı değişiklikler mammografik olarak saptanabilir. Böylelikle gereksiz biyopsilerden hasta korunmuş olur.(Sorulara geri dön)



  • Meme kanseri tedavisi gören hasta menapozal belirtiler için östrojen kullanabilirmi?


Eğer bir kadında meme kanseri gelişmişse östrojen yüzünden ikincil bir kansere maruz kalma riski fazladır. Ama bunu desteklemek için gerekli bilimsel çalışmalara ihtiyacımız bulunmaktadır. Bildiğimiz; meme kanserli hastalarda yıllık %0,5 oranında ikincil meme kanseri riski bulunduğudur. Eğer östrojen 10 yıl sonra %30 oranında riski arttırırsa;10 yılın sonunda 100 kadının 5'inde ikincil meme kanseri beklerken östrojen kullanımı ile bu rakam 8'e çıkacaktır.

Halen kabul gören düşünce;tamoxifen ve östrojeni yerine koyma tedavisinin östrojen (+) tümörlü hastalarda tümör rekürrensini arttırmadan;menopozal belirtileri ortadan kaldırdığı yönünedir.

Çoğu hekim,meme kanserli hastalara östrojen verilmemesi gerektiğini savunurlar. Sebep,östrojenin meme dokusunda büyümeyi uyarmasından ve çok küçük meme tümörlerine yol açabileceğinden ileri gelmektedir.

Bazı meme kanserli hastalarda östrojen eksikliğine bağlı çok ciddi menopozal semptomlara rastlanmaktadır. Bu hastalara bazı tedaviler verilebilir. Örneğin sıcak basmaları için progesteron ve ürogenital atrofi için vajinal östrojen gibi. Ancak en doğrusu; hastaya bu tedavinin tüm riskleri ve yararlarının anlatılması ve hastanın kendi kararını vermesini sağlanmasıdır.(Sorulara geri dön)

  • Hormon tedavisi alan hanımların mamografi çektirme sıklığı değişirmi?

Hormon kullanan olgularda yılda bir kez mamografi yaptırmak gerekmektedir.

(Sorulara geri dön)

  • Menopoz nedir? Ne gibi belirtiler ve problemler olur?

Menopoz döneminde yumurtalıklar, östrojen ve progesteron üretimini durdurmaktadır. Daha önceleri araştırmacılar bu olayın birdenbire geliştiğini düşünse de şu an menopozun aydan aya değişiklikler göstererek yavaş yavaş ortaya çıktığını bilmekteyiz. Bu döneme perimenopozal geçiş devresi denmektedir. Bu süreç 2-5 yıl arasında bir zaman dilimini içerir. Bu süre içinde östrojen yavaş yavaş düşer ve kadın bu hormonal değişikliğe adapte olur. Meme kanserli premenopozal kadınlarda yumurtalıklar kemoterapiden ötürü hasara uğradığından ani bir menopoza giriş söz konusudur. Bu koşulda menopozal semptomlar hızlı ve ciddi bir şekilde seyreder ve hastanın bu duruma adaptasyonu zordur.

Düşük östrojen ve progesteron seviyelerinde ne gibi problemler görülür? Problemlerin çoğu östrojen seviyesinin 50-600 ünite değerlerinden 5-10 ünite değerlerine kadar düşmesinden kaynaklanmaktadır.

Bu hormonal değişiklik sonucu genelde kadında beş bölgedesorunla karşılaşılmaktadır:

Mesane,rahim ve vajeni içeren ürogenital sistemde atrofi diye tanımladığımız doku kaybı oluşur. Bu da idrar yaparken yanma, ağrı, idrar tutamama, vajen kuruluğu ve cinsel ilişki sırasında ağrıya sebebiyet verir.

Deriye kan taşıyan kan damarları sağlamlığını yitirir. Bu durum vazomotor instabilite adlandırılır ve sıcak basmaları ile ani uyanmalara yol açar. Beynin artmış östrojen gereksinimine bağlıolarak depresyon, hafıza kaybı, duygulanım dalgalanmaları ve aşırı hassasiyet ortaya çıkmaktadır. Menopoz ve depresyon arasındaki ilişki fizyolojik esastan çok biyolojiktir.

Kemikler kalsiyum kaybetmeye ve daha çabuk kırılmaya başlarlar. Bu olaylar,osteopeni denilen kemik kitlesi kaybına ve daha ağır bir şekil olan osteoporoza neden olur. Osteoporoz ile birlikte kadınların boyları kısalmaya başlar. Sırt kavisleri daha belirginleşir. Bütün bu değişikliklerin sonucu, kadınlar düştüklerinde omurga veya kalça kırıklarıyla karşı karşıya gelebilirler. Kalça kırıkları özellikle yaşlı kadınlarda çok sık görülmektedir.

Östrojen yetersizliği kalp hastalıklarının gelişimini hızlandırır. Kadın erkekteki kalp hastalığı riskine erişir. Kadınlarda kalp hastalığından ölüm oranı meme kanserinden ölüm oranından sekiz kat daha fazladır. Bu durum özellikle yaşlı kadınlarda doğrulanmıştır; çünkü kalp hastalığı kadınlarda 60-90 yaşları arasında ortaya çıkarken meme kanseri daha genç yaşlarda ortaya çıkar.

Kadınlara menopozdan sonra östrojen kullanmadıkları takdirde daha ciddi sorunlarla karşılaşabilecekleri anlatılmalıdır. Alzheimer hastalığı ve kalın barsak kanseri bu sorunlardan en önemlileridir. Bu hastalıkların gelişmesi östrojen kullanmakla henüz engellenememektedir ama gene de östrojenin olumlu etkileri göz ardı edilmemelidir.

Menopoz östrojen seviyesinin düşüklüğü ile karakterize doğal bir olaydır. Progesteron da, menopozda düşer ve perimenopozal geçiş devresinde dalgalanmalar gösterir. Kadında az miktarda olsa da bulunan erkeklik hormonları yaş ilerledikçe daha da düşer. Bu hormon değişiklikleri menopozun doğal bir parçası olarak kabul edilmektedir.(Sorulara geri dön)

  • Kadınlık hormonlarının vücuda etkisi ve görevleri nelerdir?

Östrojenler, kadında pek çok dokuda etkileri olan kadınlık hormonlarıdır. Hormon endokrin bezde yapılıp kan dolaşımına verilen ve vücudun başka bir bölgesine giderek spesifik organ dokuda değişikliğe yol açan bir maddedir. Başlıca premenopozal hormon olan östrodiol, primer olarak yumurtalıklarda yapılır. Yumurtalıklar rahmin yanında iki adet olarak bulunmaktadır.Etki ettikleri organlar; beyin, kan damarları, ürogenital sistem, kolon, rektum, mesane, deri, kemik ve memedir. Menopozdan önce, kandaki östrojen seviyesi adet dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Menopozdan sonra yumurtalıklar hormon yapımını durdurduğundan östrojen seviyesi çok düşük seviyelere iner.Geri kalan bir miktar östrojen yağ dokusunda veya memenin kendisinde yapılmaktadır.

Progesteron her ay rahmi hamilelik için hazırlayan başka bir kadınlık hormonudur. Ayın ikinci yarısında progesteron seviyesi birkaç günde yükselir ve ardından adet kanamasıyla birlikte düşer. Doğum kontrol hapları progesteronun sentetik formlarıdır.(Sorulara geri dön)

  • Menopozda hormon tedavisi hangi durumlarda gereklidir ve yan etkileri nelerdir?

Vazomotor bozukluklara bağlı sıcak basmalarında Östrojen tedavisi yer almaktadır. Aynı şekilde vajinal kuruluk, cinsel ilişki sırasında ağrı ,sık idrar yapma, idrar yolu infeksiyonları ve idrar kaçırma şikayetlerine yol açan ürogenital atrofide de östrojen kullanımı önerilmektedir. Osteoporoz gibi kemik erimesinden ya da kalp hastalıklarından korunmak için de östrojen tedavisi uygulanmaktadır. Menopoz sırasında oluşan ve östrojen gereksinimine bağlı ortaya çıkan depresyon ile duygu dalgalanmasını engelleyebilmek için hormon tedavisi önerilmektedir.

Hormon tedavisinin göreceli olarak uygulandığı diğer sorunlar arasında Alzheimer hastalığı, kalın barsak kanseri, şeker hastalığına bağlı kalp hastalığı, felç, varis sayılabilir.

Östrojen hormon tedavisinin riskleri ise; mesane hastalıkları, rahim kanseri, meme kanseri ve mastalji dediğimiz meme ağrılarıdır.

Hormon tedavisinin uygun görülmediği sağlık sorunlarının başında ise meme kanseri ve yumurtalık kanseri gelmektedir. Bazı karaciğer hastalıkları ve kan pıhtılaşma bozukluklarında da östrojen kullanılmamaktadır. Son olarak da sebebi ortaya konamayan vajinal kanamalar da kullanılması sakıncalıdır.(Sorulara geri dön)


  • Menopozda östrojen tedavisinin kullanılamadığı durumlarda menopozla ilgili belirtileri ortadan kaldırmanın yolu varmıdır? Ne yapmak gerekir?

Bu sorunun cevabı her kadın için farklıdır. Verilecek karar belirtilerin tedaviyi gerektirecek kadar ciddi olup olmadığına bağlıdır.

Üriner problemleri ve vajen kuruluğu içeren ürogenital atrofide, çok düşük dozda östrojen, vajinal krem veya östrojen halkalarıyla verilebilir. Bu tekniklerle küçük dozlarda bile olsa östrojen vücuda verilerek kan dolaşımına katılır.

Sıcak basmaları için, vitaminler ve antipsikotik ilaçlar da kullanılabilmektedir. En kolay uygulanabilir tedavi yöntemi ise düzenli yapılan egzersizler ve uygun beslenme rejimidir
Düşük seviyelerdeki östrojenden kaynaklanan depresyon ve mizaç değişikliklerinde yine bu antipsikotikler tedavide kullanılabilir.

Osteoporozun ve kalp hastalığının önlenmesinde de östrojen dışı ilaçlara başvurulur.

Çoğu kadında bu belirtilerden bir ya da ikisi bulunmaktadır. Östrojen bu problemlerin tedavisinde tek çare değildir. Pek çok kadın hormon tedavisi yerine diğer ilaçları kullanmayı yeğlemektedir.
Vücuttaki östrojen seviyesini yükseltmeden ve meme dokusunu uyarmadan yapılacak bir menopaz tedavisi en ideal tedavidir. (Sorulara geri dön)

kamagra bestellen viagra bestellen viagra cialis 20 mg cialis generico acquisto viagra kamagra prezzo viagra generico köpa viagra kamagra gel kamagra oral jelly cialis generika levitra generico comprar cialis cialis generico kamagra 100 viagra sin receta levitra generika kamagra gel levitra kopen
kamagra bivirkninger cialis online danmark cialis rezeptfrei levitra dosierung viagra online kaufen levitra erfahrungsberichte kamagra oral jelly bestellen deutschland kamagra 100mg preis cialis patent cialis erfahrungen viagra en ligne cialis effet secondaire levitra en ligne kamagra gel pas cher levitra avis cialis 20mg pas cher cialis ou viagra kamagra 100mg pour femme in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge
kamagra online uk levitra online uk buy cialis london cialis pills for sale uk viagra tablets uk viagra for sale uk buy kamagra uk cialis rezeptfrei levitra dosierung viagra online kaufen levitra erfahrungsberichte kamagra oral jelly bestellen deutschland kamagra 100mg preis cialis patent cialis erfahrungen polos baratos polos ralph lauren polos lacoste polos ralph lauren outlet polos hombre polos lacoste baratos in nederland hvor kjøpe generisk cialis på nett i Norge